24 Şubat 2011 Perşembe

Yaşasın Anneannelik!

Anneanne olmadan anneannelik hakkında ne söyleyebilirim ki!? Ancak anneannemi, çocuklarımın anneannesini ve benden önce anneanne olan yaşıtlarımın anneanneliği üzerine birkaç gözlemden başka.

Anneannemde bir torun olarak ilk fark ettiğim şey arkadaşca bir anneanne oluşu. Onunla bilardo da oynayabilirsiniz, oturup elişi de yapabilirsiniz, mukabeleye de gidebilirsiniz. Annemin anneanneliği ise biraz daha mesaj kaygılı. Çok okuyan, sohbetlere katılarak dini yönünü kuvvetlendiren, Ezan, Namaz ve Kuran’ ı dini hikayelerle, kıssalarla torunlarına onların anlayabileceği dille aktaran bir anneanne. Torunlarının bilirkişisi!

Arkadaşlarımın anneanneliğine gelince artık onların başka bir boyuta geçtiklerini, konularımızın farklılaştığını görüyorum. Ve benim anneanne olmadan onlarla konuşup anlaşabilmemin artık pek mümkün olmayacağını. Onlar her karşılaşmamızda, yüzlerinde kocaman bir anneanne tebessümü ile torunlarını anlatırlarken boş bakışlarımı nereye çevireceğimi bilemiyorum. Hepsinde gördüğüm ortak nokta ise yüzde yüz torunlarından yana aldıkları ve hiç saklama gereği duymadıkları sevgi dolu tavırları.

Ve beklenen haber geldi. Kızım mart ayı sonuna doğru “Anne” olacak. Yetmiyormuş gibi beni de “Anneanne” yapacak:))

Haberi ilk duyan aile üyelerinden biri olarak doğrusu öncelikle olaya yakın olmaktan çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Paylaşılabilecek ve paylaştıkça çoğalacak daha başka bir şey yok bir bebek müjdesinden. Aile içinde alınabilecek haberlerin en güzelini duyduğunuz andan itibaren, yılların tükettiği hayat depolarınıza taptaze bir enerji dolduğunu hissediyorsunuz. Gerçekten de “Doğan her bebeğin Allah’ ın c.c dünyadan ve insandan ümidini kesmediğine” dair söylenen sözün doğruluğunu tüm varlığınızla onaylıyorsunuz.

Bununla beraber kendi çocuklarınızı doğururken hissetmediğiniz şeyleri daha doğrusu annenizin o günlerde neler hissettiğini çok iyi anlıyorsunuz. Kendi çocuğunuzu doğurmanın, çocuğunuzun doğurmasından kesinlikle daha kolay olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Belki de torun sevgisinin ikiye katlandığı nokta tam da bu noktadır.

Her annenin kızı için aynı şeyi hissettiğini düşünmüşümdür her zaman. Günü gelip, anne adayı olduğunda çekeceği doğum sancılarını düşünerek üzülmeye başladığım an, doğumdan sonra kızımın kundaklar içerisinde kucağıma verildiği o andı. Şimdi o da bir kız bebek bekliyor. Ben kızımın kızı için neler hissedeceğini çok iyi bilmeme rağmen, kendimin bir anneanne olarak kızımın kızı için neler hissedeceğimi hiç bilemiyorum. Bu durum beni biraz tedirgin etmekle beraber, tatlı tatlı da heyecanlandırıyor. Çok uzaklardan gelen, çok seveceğim bir misafiri sabırsızlıkla beklemekteyim.

Anneannelik ile ilgili bazı yazılar okuyorum. Anneanne olmuş kadınlar taze anneanne adaylarına yapmamaları gereken davranışlardan bahsediyorlar. Hepsini torunum doğduğunda anneannelik pratiği yaparken daha iyi anlayıp değerlendireceğimi düşünerek okuyorum, okuyorum… İnşallah O’ nu kucağıma aldığımda herşeyi unutmam. Ama anladığım kadarıyla bir “Anneanne” olarak buna bir parçacık hakkım var:))

Yaşasın Anneannelik:))


21 Şubat 2011 Pazartesi

Yasemin' de

Yasemin' de minik oğlu Kuzey' in meraklı zeytin karası bakışları arasında oturmuş çaylarımızı yudumlarken Ahsen telefon açtı. Nst yaptırdıklarını bebeğin 2.5 kilo olduğunu söyledi. Biz de tam Ahsen' den konuşuyorduk Yasemin' in doğum macerası da bambaşka. Kocası daha doğuma iki hafta var düşüncesiyle il dışına gitmiş iş için. Sezaryenla doğurmaya karar vermişler aslında. Ama bebek erken yola çıkınca komşusu onu hastahaneye götürmüş ve normal doğum yapmış. Çok memnun normal doğum yaptığı için. Ağrısı belinden başlamış. Ahsen' e telefondan kısaca anlattım. Her kadının ayrı bir doğum hikayesi var. Bakalım Ahsen' in ki nasıl gelişecek. İnşallah her şey yolunda gider. Şimdiye kadar gittiği gibi.


Ahsen: " - Bebiş çok şeker. Bugun yüzünü gördüm iyice. "

10 Şubat 2011 Perşembe

Kavuniçi

Ordu' ya yeni açılan toys & kids ' den yatakları gittim gördüm. Resimlerini çekip Ahsen' e gönderdim. Kavuniçi olanı beğendiler.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Oyuncaklı Park Yatak

Messenger üzerinden bebek yatağı konusunu konuştuk enine boyuna Ahsen anne ile. Yarın çıkıp biraz fiat ve model araştırması yapacağım. Oyuncaklı park yatak modelin adı. Bu arada Sebahattin dede Ankara yolunda.

8 Şubat 2011 Salı

Dilara Dilara Dilara

Dilara... Şu ana kadar babasının kızına  koymayı düşündüğü isim.
Kökeni; Farsça
Anlamı; Gönül alan, gönül kapan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren ve bir de bugün elde örneği olmayan eski Türk mürekkep makamlarından biri imiş.

Muhammet baba kızını "Dilara" diye seviyormuş. Ben de alıştım ve sevdim "Dilara" ismini. Sülalede duyulmamış bir isim olacak eğer değiştirmezlerse.

Bu arada Erol Evgin torunumun şarkısını yıllar önceden bestelemiş bile çoktan:)
"Dilara Dilara Dilara
Biz hep seni sevdik Dilara"


"Dilara" ile tanışmamıza haftalar kaldı.
Hayırlısı ile inşaallah...






7 Şubat 2011 Pazartesi

Doktorla görüşme

"-Anne bebişi görduk bugun hastanedeydik kontrole gittik keyfi iyi şükür 2.250 gr olmuş
-Maşallah 
-Her şey iyi dedi normal dogum dedi, bi tek eşiniz girebilir dedi
-Anneleri almıyolar demek
-Dogum zaten kısa sürüyor dedi
-Öyle doğru
-Doğum 10 dk suruyor dedi ondan öncesinde suni sancı veriyolar heralde o sırada bi kaç saat geçiyor
o süreçte anne felan durabiliyor ama dogum haneye giremiyor bi eş gelebilirmiş Muhammet hemen yok diyo olmaz diyo doktora:) ben dayanamam pek diyor neyse önemli olan o süreçte beni rahatlatırsınız yeter"

E-biraz heyecanlıyız:)