AnneAnnece
19 Ocak 2013 Cumartesi
20 Aralık 2012 Perşembe
Minik gece kaçağı!
“Çok üstünü açıyordu. O yüzden annesi ayrı anneannesi ayrı odasına uğrayıp üstünü örtüyorlardı gecede birkaç kez. Babası yurt dışına gittiği için kızının ve torununun yanında kalmaya gelmişti anneanne. O gece de minik torununun üzerini örtmek için kalktı yatağından. Yavaşça aralık duran kapıyı açıp bebeğin yattığı yatağa baktı üstünü açıp açmadığını görmek için. O da nesi yatak boştu! Herhalde annesi yanına aldı diyerek bu sefer annenin odasına yöneldi. Yoktu! Kendi kendine “Allah Allaah!” diyerek tekrar bebeğin yattığı yere döndü hafif paniklemiş bir halde. Gecenin bir vaktinde yatağında mışıl mışıl uyuması gereken torununu arıyordu. Karanlıkta görememişimdir belki diye gözlerini sonuna kadar açarak baktı tekrar tekrar. Yorganın kıvrımlarına eli ile dokundu anlamsız anlamsız. Yoktu! Kalbi küt küt atmaya başlamıştı! Hiçbir şey düşünemiyordu! Hızlı adımlarla kızının odasına gidip derin derin uyumakta olan kızına seslendi sakin olmaya çalışarak. Kontrol edemediği kelimelerle “Çocuk yatağında yok!” dediği anda genç anne yatağından fırladı. Sendeleyen adımlarla “Ne diyosun anne ya!” diye söylenerek çocuğun odasına koştu. Yatak boştu! Birbirlerine baktılar endişe ve şaşkınlıkla! Genç anne saçlarını ellerinin arasına alıp başını hafifce çevirdiği anda; “A- işte orada!” dedi. Salonun bir köşesinde duvara yaslanmış bebeği kucağında öylece durmuş anneannesi ve annesinin koridorda oradan oraya koşuşturmasını izliyordu sessiz sessiz minik gece kaçağı!:) "Sıcaklamış bu galiba; taşın üzerine oturduğuna göre" diye doğruluğundan emin olamadığı bir şeyler söyledi kendi kendine. "Belki de rüya gördü, uykusu kaçtı!". Bebeğini kucakladığı gibi yatak odasının yolunu tuttular birlikte... Anneanne karmakarışık duygulardan feraha çıkmanın verdiği rahatlıkla minik torununun az önceki halinin yanı sıra kızı ile kendisinin şaşkın hallerine katılarak gülmemek için kendini tuta tuta odasına girdi. O da tam da torununun yaşlarındayken divanın altına saklanıp orada mışıl mışıl uyuyakaldığı için annesinin ödünü kopartmıştı ortalıktan kaybolarak…Tarih öyle bir tekerrür ediyordu ki sormayın gitsin…”
27 Kasım 2012 Salı
Hoşçakal Büşra
İki haftadır beraberiz. Benden cesaret alıp annene nazlar yapıyorsun. Annen öğlene kadar okula gidiyor bizi başbaşa bırakarak. Ihlamur çayını, yumurtanı, cevizli meyveni ve öğlen yemeğini benimle yiyorsun. Bugünlerde iştahın iyi. Güzel yiyorsun geçen haftaya göre. Biraz üşütmen ve öksürüğün vardı. İyisin artık. Annecin okuldan döndüğünde çok seviniyorsun, sarılıyorsun minik kolllarınla sımsıkı. Akşam da baban geldiğinde yapıyorsun aynısını. Anneanneni de sevdin. Anneannen de seni çok seviyor. Şu anda içerde oturmuş makarnanı yiyorsun. Kaydıraktan kaymayı, Pepe izlemeyi, anneannenin sana aldığı renkli mum boya ve pepe resimli boyama kitabını kendince yuvarlaklar çizerek boyamayı, adda gitmeyi çok seviyorsun bir de. Yarın seni yine uyurken annecinle babacına bırakarak İzmir e teyzenin yanına doğru yola çıkacağım. Artık son saatlerimiz. Haftaya annenle kreşe gideceksin. Hadi bakalım sana da , annene, babana ve de senden yeniden ayrılacak olan annannene de kolay gelsin. Hoşçakal Büşraaa. Sana bayılıyorum. Allah c.c a emanet olll.... Bezini alıp külotlu çorabını giydirirken o şakaları yapmaya devam edebilirsin annene. Artık annanneye yapamayacaksıınnn:) Anneyi kızdırma sen gene de:))
Az sonra seninle beraber annenin yanına gideceğiz uyku saatin gelmeden. Eğer yetişemezsek o zaman biberonuna ılık sütünü koyduktan sonra eline vereceğim ve birlikte yatıp sen biberonunu lıkır lıkır yudumlarken uyuyacağız....
--------------
Tam uykuya dalmıştın annen geldi. İyi ki gelmediniz okula toplantım vardı dedi.
Akşam üstü annen, baban ve annannen ile bir akşam yürüyüşü yaptın. Bir çocuk dükkanından ellerine eldiven aldık. Kim aldı eldivenlerini diye sordum sana "Babaa" dedin:)
Annen bezini alırken vücudundaki kabarcıkları fark etti. Galiba kızılcık oldun.
Ve annenle elinde ılık süt biberonunla odana çekildiniz. Biz babanla seksenleri izliyoruz. İyi uykulaaar:)
6 Ekim 2012 Cumartesi
Küçük Gurbetçi
Bebek Büşra gitmiş yeni bir Büşra gelmiş yerine görüşmeyeli. Şimdi yürüyen, koşan, kendi kelimeleri ile konuşan, pilavını, makarnasını elleriyle yiyebilen, sütünü biberonuyla kendi kendine içen, anne, baba, dede diyebilen, pepeyi büyük bir dikkat ve merakla izleyen bir Büşra var. Heyecanlandığında sakarlaşan, yere düşünce toz- toprak olan minik ellerini birbirine vurarak temizleyen, kaydıraktan defalarca keyifle kayan Büşra var. Evde namaz kılanların karşısına geçip oyunlar yapan, sarılan, sırtına tırmanan, amin yapan, dedesine doğru koşa koşa gelip kucağına atlayan, annannesine ellerini açarak, dudaklarını uzatarak, kaşlarını çatarak iri mavi gözlerini kırpmadan güvercin mırıldanmalarıyla, oldukça ciddi bir şeyler anlatan Büşra var. Biraz daha tanıştık, hoşça vakit geçirdik bu gelişinde de. Köyde büyükanneanne, büyükbüyükbaba ile muhabbet etti, kedileri köpekleri yakından gördü, sahilde çocuklarla tanış oldu yeniden. Telefonun öteki ucundan görüşmeye devam edeceğiz bir süre sonra. Seslerimiz birbirine karışacak. Göz göze gelemeyeceğiz uzun bir zaman. O da küçük bir gurbetçi farkında değil ama. Napalım; Bir sonraki Büşra’ ya kadar idare edicez artık.
13 Mayıs 2012 Pazar
Güle güle git güle güle gel e mi?
Büşracığım, 5 aylık birlikteliğimizin sonuna geliyoruz artık. Bir hafta sonra babana kavuşacaksın inşallah. Evine, yuvana dönüyorsun. Anneanneli dedeli (son günlerde dayının da katılmasıyla) dayılı günlerin bitiyor. Annenle babanla hayatına devam etmek üzere gidiyorsun buralardan. Birlikte çok güzel günlerimiz oldu. Sen, annen ve ben Ordu' nun her yerini dolaştık. Köye gittik. Büyük dedeler ve büyük annelerle de beraber olduk ara ara. Ali dayı işlerinden fırsat buldukça seni görmeye geldi. Ha bu arada İnci teyze ile de tanıştın Bayıldı sana.
Az önce annen seni ayaklarına koyduğu yastıkta sallayarak uyuttu. Tabii Kilim müziğini de açarak. 2 gecedir ben uyutuyordum seni. Gider ayak benim seni uyutmama alışacaktın az daha diye korktum. Topla oynamayı çok seviyorsun. Nerde görürsen hemen "Goo" diyorsun topa. Annen seni sitenin parkına götürüp getirdi hasta olmadan evvel sık sık. Sahi son bir haftadır hep beraber yaz gribine benzer bir şey yaşadık beraberce. Sen, ben annen ve deden yeni yeni düzeliyoruz. Bugün anneler günüydü. Kendimizi iyi hissederek pide yemeğe gittik beraberce. Sen orda dedenle yürüyüş yaptın. Sonra dedenin dalından koparıp sana verdiği kırmızı güllerin birini annene birini bana verdin. Gülü koklamayı da öğrendin. Çok mutlu oldun. Gezmeleri çok seviyorsun. Adda gidelim dediğimiz zaman hemen üzerindekileri çıkarıp cicilerini giymeye koşuyorsun. Sonra da oturup ayakkabılarını giydirmemizi bekliyorsun sabırsızlıkla. Ve daha bir sürü şey yapıyorsun. Resimlerini çektik bol bol. Büyüdüğünde bugünlerimize dair güzel anılar olacak elinde.Bugün televizyonlarda Galatasaray ın şampiyonluk kutlamaları vardı. Seninle alkış tuttuk. İleride Galatasaraylı olacağının bir işaretidir bu belki:) Fenerbahçali baban duymasın:)
Şimdi ben senden nasıl ayrılacağımın ince hesaplarını yapıyorum. Zor olacak ama bu inşallah hayırlı bir ayrılık olacak. Güle güle Büşracığım. Güle güle git güle güle gel e mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















