6 Aralık 2011 Salı

Büşra Ordu' da

Bugün günlerden Büşra. Saat Büşra' yı Büşra geçiyor. Büşra' lı günler ve gecelere girdik. Aylardan da Büşra. Belki bu yıl da Büşra yılı.
Leyla ile Bilgesu' yu büyüten beşik şimdi Büşra' yı büyütüyor. Büşra' nın annesinin dayısı Ali Fuat dayı Büşra henüz Ordu' ya gelmeden kendi icadı olan beşiği kurdu güzelce. Bu gece Büşra o beşikte uyudu.
Dedesi Ankara' dan arabası ile almaya gitmişti Büşra' yı, annesini ve babasını. Çünkü Büşra' nın babası ASKER olacak haftaya. O süre içerisinde Büşra annesiyle Ordu' da kalacak.
Kapı çaldı. Açtım baktım ki bir melek annesinin kucağından bana gülümsüyor.
Annesi gibi utanıyor, saklanıyor.Dişi çıkmış. Bizim Büşra epeyce büyümüş görmeyeli.
Gece boyunca ara ara ağlayarak uyandı.Şimdi annesinin üzerine uzanmış vaziyette birlikte uyuyorlar. Kediler gibiler:)

26 Kasım 2011 Cumartesi

"Büşra Büşra diş mi çıkarmışş:)"

Evet. Annesi bir süreden beri bekliyordu bir kaç diş görüntüsü. Dün kaşıkla çıt çıt sesini duymuş. Tamamdır:)

22 Ekim 2011 Cumartesi

Çekmecelere dikkat!

Büşracığım napcaz biz senin bu çekmecelere olan merakınla:)Bugün bu tehlikeli merakın yüzünden annenin elini kısma diye bantladığı çekmeceye bu sefer tutunup kalkarken dengeni kaybedip yanağını çarpmışsın. Annen çok korkmuş. Hemen buz sürmüş Şimdi yanağında nazar boncuğu yerine minik bir morluk var.

20 Ekim 2011 Perşembe

Gittik- Geldik

17 ekim pazar gecesi saat 2 gibi kızımın evindeydik. Sabah Büşra' ya merhaba dedik. Uykusundan gülücüklerle uyanırken çok şekerdi. Bizi uzun süre inceledikten sonra kaynaştık.Büşra' yı oyuncakları ile başbaşa bırakarak perşembe sabahı yola çıktık.

7 Ekim 2011 Cuma

Hem oturuyor Hem emekliyor Maşallah

Uzuun bir ara oldu buralara uğramayalı. Büşra bu arada önce yerden doğrularak oturmayı sonra da emeklemeyi çözdü. Bugün videodan izledim seni Büşracım. Bir haftadır çalıştın çabaladın ve en sonunda gayretlerinin meyvesini aldın. Hem oturuyor hem emekliyorsun. Annen önüne kırmızı bir araba koydu. Hemen emekleme vaziyeti alarak ellerinin ve dizlerinin üzerine kalktın. Hedefe kilitlendin gözlerini kocaman açarak ve dudaklarını uzatarak. Sonra da iki- üç hamlede hedefine ulaştın. Annen tekrar uzaklaştırdı tekrar uzanıp aldın.


Şu günlerde deden de Ankara' da. Onunla muhabbet ediyormuşsun. Kucağına gidiyormuşsun kollarını açarak.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Ce- ee

Dün ce-ee olayını da çözdün Büşracığım. Annen iki eli ile yüzünü kapatıp ce-ee diyerek açınca kahkahalar atıyorsun. Dedenle, teyzenle telefondan dinledik kahkahalarını:)

14 Ağustos 2011 Pazar

Merve teyze ile 3. buluşma

Merve teyzenle berabersiniz.Bütün numaralarını gösterirsin artık ona.
Annen yüzüstü dönerek uykuya daldığını söyledi bugün. Sırt üstü yatmaktan yorulmuş olmalısın.

12 Ağustos 2011 Cuma

"Ayak ve göz koordinasyonu"

Her gün yeni bir şey keşfediyorsun. Bugünlerde de beşiğinden sarkan ayıcıklarını ayağınla sallamanın keyfini çıkarıyorsun.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

İlk cırcır

Bugün cırcır olduğunu anlamış annen Büşracığım. Doktora götürmüşler babanla birlikte seni. Hafif de ateşlenmişsin. Bu arada Annenin Ali Fuat dayısı sana çingene salıncağı yapmış. Kucakta sallayarak uyuturken annen çok yorulduğu için bu salıncak annenin imdadına yetişti. Salıncağı sevmişsin.

29 Temmuz 2011 Cuma

Aşılara devam.

Bugün genel kontrole gittiniz doktora.Annen ve babanın seninle ilgili bir sürü sorusu olmuş doktora. Cevaplarını almışlar. Şimdi daha rahatlar. Sıcaklar arttıkça hayatınızın günlük akışında bazı zorluklar yaşıyorsunuz hepimiz gibi. Banyo yapmayı ve açık havaya çıkmayı çok seviyorsun anladığım kadarıyla:)Bir de kucakta uyumayı seviyormuşsun. Annen artık ağırlaştığın için seni kucağında sallayarak uyutmakta zorlanıyor. Ayağında da yatmıyormuşsun.

İki tane aşın tazelenmiş bugün. Birinsini vururlarken çok ağlamışsın. Diğerinde ağlamamışsın. Bir tanesi biraz ağır tutabilir ve ateş yapabilirmiş. Geçmiş olsun Büşracım. Her şey senin iyiliğin için.

Büşracım sen bugün annen ve babanla doktor görüşmelerinde koştururken biz de annemle yani senin annenin anneannesi ile doktor işlerimizi hallediyorduk.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Tatil bitti

3 günlük bir tatilden sonra eve döndünüz. Annen gündüz saatlerinde ağladığın sırada baban açık havaya çıkardığında hemen sustuğunu anlattı:)

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Melek

Zaman geçmek bilmedi, uzadıkça uzadı
Hazırdı yüreğimde kuştüğünden yastığı
Sözün bittiği yerde güvercinler uçuştu
Göklerden yeryüzüne sanki bir melek düştü



(Büşra' yı beklerken)

Dedenle beraber olduğun şu dakikalarda

Büşracığım şu dakikalarda dedenle muhabbet etmektesin. Küçücük ellerinle dedenin burnunu tutup saçını çekiyormuşsun. Bana da telefondan dedeni incelerken attığın sevimli, heyecanlı, meraklı bebek çığlıklarını duymak düştü. Annenle konuştuk. Baban sana üç adet mavi renklerde zıbın almış. Yarın annen ve babanla birlikte ilk tatiline gidiyorsun. Bolu Abant' a. Biz de dedenle çok gezdirdik çocuklarımızı. Yani anneni, teyzeni ve dayını. Ama sen biraz erken başladın uzun sayılabilecek seyahatlere onlardan. Hadi hayırlısıyla gidip gelin inşallah.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Yalancı meme mi istiyor?

Az önce Ahsenle telefonda konuştuk. Büşra anakucağında yatıyormuş. Arkadan agu sesleri geliyordu. Ahsen Büşra nın alt dudağını eme eme morarttığını fark etmiş bugün. Kendisini emerken ağladığını dudağının acımış olabileceğini söyledi. Galiba yalancı memeyi denemeleri gerek. Doktoruna sormayı düşünüyor bu durumu.

 Merve saat 4.30 da İzmir' den Ordu' ya doğru yola çıkacak. Az önce telefonla otogardan konuştuk. Metro ile. Allah' a c.c emanet.

7 Haziran 2011 Salı

Anakucağı Kazası

Büşracım, bugün küçük bir anakucağı kazası geçirdiğini söyledi annen. Biraz korkmuş ve ağlamışsın. Neyse ki fazla yüksekten düşmediğin için bir şey olmamış. Annen de ben de çok üzüldük. Dayın da senin kadarken köyde dedenin pencereden kapıya bağlayarak kurduğu naylon ip salıncağından düşmüştü. Onu hatırladık annenle. Küçük kazalar büyüklerini önlermiş. Allah c.c seni ve aileni kazalardan, belalardan, hastalıklardan korusun.

4 Haziran 2011 Cumartesi

Kırmızı Beşikli Kız

Güle güle büyü Büşra. Annanne- Dede Hediyesi.

Bu "Hoşgeldin bebek kapı süsü" başka yerde yok. Orjinaldir.

Süs deyip geçmeyin. Evde böyle bir manzara her zaman olmuyor. Anne- annanne işbirliği ile tasarlandı:)

"Hoşgeldin Büşra" kurabiyeleri


Oktay Usta nın tarifini Ahsen anne' nin tasarımı ile birleştirdik. Bebek görmeye gelenlere ikram ettik. 

22 Mayıs 2011 Pazar

Hoşçakal Büşra

Hoşçakal Büşracığım. 29 Mart gününden itibaren oldukça tempolu devam eden birlikteliğimize 2 ay kadar mola veriyoruz. Ramazan bayramında tekrar görüşeceğiz inşallah. O zamana kadar seni önce Allah a c.c sonra da anneciğine ve babacığına emanet ediyorum. Biliyorum ki sen de beni özleyeceksin. En çok da kucağımı:)

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Sabah "Büşra" sı

Kızım sabah uykulu uykulu geldi odama . Büşra yı uyandıramamış. Emme saati geldiği için uyandırılması gerekiyor. Böyle durumlarda altını açarsak çabuk uyanıyor. Ben de öyle yaptım her zamanki gibi. Altını temizleyerek annesine verdim. Bir güzel karnını doyurdu. Maşallah annesütü yetiyor.

Şu anda Büşra Anakucağında annesi de karşısındaki kanepede uyuyorlar.

Yine altını temizlerken çok keyifliydi. Gülücükler attı ağzını kocaman açarak. Sonra durup dikkatli dikkatli yüzüme baktı. Ve üzerini giydirir giydirmez mızmızlanmaya başladı. Çünkü hemen karnının açlığını hatırlıyor işi bitince. Ve dudaklarıyla meme aramaya başlıyor. Annesinin memesine yapışana kadar panik oluyor. Kendince bir yaşam mücadelesi veriyor kısaca. Üstelik de oldukça istikrarlı bir şekilde :)

Gece "Büşra" sı

Yarım saat önce (Gece 4 sıralarında) Ahsen kucağında Büşra ile odama geldi. Bebeği doyurmuş. Ben de altını aldım. Sonra gazını çıkarmaya çalıştım biraz. Ama çıkmadı. Sağ tarafına yatırdım. Şimdi anne-kız uyuyorlar. Sabah ezanı okunuyor. Ankara da dinlemekte olduğum son sabah ezanı bu ezan. Yarın sabah ezanlarını memlekette dinleyeceğim inşallah. Ve Büşra kokusunu alamayacağım kadar çok uzaklarda, onu bıraktığım yerde, annesinin koynunda olacak o sırada.

"Agu"

Büşra bugün çok muhabbetliydi. Bol bol "Agu" dedi bize:) Agu her anlama geliyor bebek dilinde anladığım kadarıyla. Gerdanını kırarak, dudaklarını açmadan, ya da ağzını kocaman açarken gözlerini kırpıştırarak, dudaklarını önce küçük o sonra büyük u yaparak bir sürü "Agu" dedi bize Büşra bugün. O bize herşeyi söyledi hayata dair ama biz gene hiç bir şeycik anlamadık.

20 Mayıs 2011 Cuma

"Özlemek güzeldir" derler. Göreceğiz.......

Çetin bir ayrılık kapıda. Daha çetin ayrılıklara işaret ediyor.

Yarın akşam yola çıkıyorum. Son saatlerde duygusallık da artıyor mu nedir?  Ama Büşra annesi babasıyla gayet iyi anlaştığı için gözüm arkada kalmayacak. Sahi kimdi "Özlemek güzeldir" diyen? Göreceğiz.......

19 Mayıs 2011 Perşembe

Büşra Kanguruda

Saat 17.04. Büşra kanepede anakucağında uyuyor. Birazdan uyanır. Acıkır. En tatlı mimikleri ile hepimizi yönetir. Her ihtiyacını seve seve yerine getirtir. İfadeleri çok güzel ve akıllı bir bebek.

Öğleden önce Kızılay a indiğimde ona bebek mağazasından bir kanguru aldım. Annesi ile denedik. Daha kanguruluk olmadığını anladık. Ama ilk deneyimini de fotoğrafladık. Şaşkın şaşkın bakıyordu kangurudan bize:)

17 Mayıs 2011 Salı

Cennetin kıyısı

Şöyle bir Kızılay’ a doğru uzanmanın tam zamanı diyerek 2 saatliğine bir kaçış planı yapıyorum kendi kendime. Taze çekirdek aileyi baş başa bırakıyor fazla oyalanmadan evden çıkarak hızla durağa doğru yürüyorum. Çok beklemeden dolmuş geliyor. En arkada kucağında iki yaşlarında bir kız çocuğu olan genç bir annenin yanına oturuyorum.

Yola doğru anne-kızın anneannelerini ziyarete gittiklerini öğreniyorum konuşkan anneden. Üstelik annesinin ilk torunuymuş kızı. Ben de o zaman daha yeni anneanne olduğumu söylüyorum . Bu durum onu heyecanlandırıyor. O an beni annesinin yerine koyuyor sanırım. Sonrasında da aramızda bir sürü konu gelişiyor genç anne ile. Kızının bebeklik döneminde gaz sancılarının tam 6 ay sürdüğünü söylüyor. "A bize 3 ay sürer bu gazlı dönem diyorlar" diye itiraz edecek oluyorum. "İnanır mısınız bize de öyle diyorlardı" diyor gözlerini aça aça. "Eyvah!" diyorum. Annesi bu yüzden 6 ay yanında kalmış kızının. "Ben o kadar kalamam" diyorum kendim de söylediğime inanmayarak. Her şey anneanneliğimin altını kalın bir çizgi ile çiziyor sanki. Torunuma gazı için dua edeceğini söylüyor samimiyetle son durağa gelirken. İyi günler dileyerek iniyorum dolmuştan.

İlk bebek mağazasını gözüme kestirerek dalıyorum yürüyen merdivenlerden içeriye. Her şey çok güzel. Patikler, bereler, eldivenler, tulumlar, elbiseler rengarenk. Önce gözümü doyuruyorum askı askı bebek giysileriyle . Bütün bebek reyonlarını inceden inceye dolaşarak keyifli bir araştırma yapıyorum. Daha önce hiç ilgimi çekmeyen bu minicik kıyafetlerin en kullanışlısını, en rahatını ne kadar da kolayca anlayabildiğime hayret ediyorum. Bu durumda anneanneliğimin altına bir çizgi daha çekmem gerekiyor.
Aldıklarım elimde, daha sonra alabileceklerimi tespit ve tahlil ederken fark ediyorum ki benden başka anneanne ve babaanneler de var çevrede. Hatta sadece onlar var. Anneler babalar neredeler sahi? 3 yakalık 1 lira kampanyasına takılıyor iki anneanne. Onları gören başka bir anneanne hemen o reyonun nerde olduğunu sorarak o tarafa koşturuyor. Bir babaanne adayı daha doğmayan torununa aldığı mavi, lacivert tulumlar ve bir minik spor ayakkabı ile kasaya giriyor. Ben de elimde bir polar bere ve kırmızı desenli pijamalarla kuyruktayım. Fiyatlar oldukça uygun. Tekrar gelmeyi düşünerek mağazadan çıkıyorum.

Daha vaktim var. Güneş Ankara’ ya yakışıyor. Havada da yaz kokusu var. Bir Karadeniz lokantası gözüme çarpıyor. Hiç düşünmeden açık alandaki masalardan birine yöneliyorum. Üzerimde bir hoşluk hissediyorum. Anneanne hoşluğu olmalı. Az önce yeşil çizgili pijamaları içerisinde kırmızı beşiğinde uyur vaziyetteki torunum gözümün önüne geliyor. Bu küçücük uzaklık bana büyük uzaklıkları hatırlatıyor. Ayrılmak zor olacak. Ama illaki olacak.

Lokantada servis gayet güzel. Patlıcan kebap ve tereyağlı pilavımı afiyetle bir bardak ayran eşliğinde mideme indirirken telefonum çalıyor. Arayan annem. Yani çocuklarımın anneannesi. Konuşmamız sırasında anneme kendi torunumu mu anlatıyorum yoksa yıllar yıllar önce sahip olduğu kendi torunlarını mı hiç bilmiyorum. Pek çok şeyi annem söylemeden anlıyor zaten. Bir koşu bandı üzerinde ne kadar yol alıyorsak hayat bandı üzerinde de o kadar yol alıyoruz aslında. Her adımımız bir tekrardan ibaret. Hayatımın bu döneminde annemi tekrar ettiğimi düşündürüyor her şey bana.

Ve bir taze anneanne tespiti olarak söyleyebilirim ki; Hayat sofrasından kalkmadan önce ömür boyu yediğimiz içtiğimiz acı- tatlı- ekşi- mayhoş yemeklerin üzerine ikram edilen müthiş bir tatlı “torun” tatlısı.

Bebek kokusu cennet kokusu . Yorgunluk kahvemi cennete bakan bir pencereden içiyor gibiyim 26 gündür. Bu küçük anneanne kaçamağının neticesi ise;Torunumun yanıbaşı cennetin kıyısı.

(Dilara değil) Büşra

Büşramıza kavuşalı 50 güne yakın olacak neredeyse. Önümüzdeki Pazar akşamı onu annesi ve babasına rahatlıkla bırakarak memlekete döneceğim. Ve onu özlememek için kendime bir sürü meşgale edineceğim, iş uyduracağım. Ramazan bayramına kadar görüşemeyeceğiz muhtemelen.

24 Şubat 2011 Perşembe

Yaşasın Anneannelik!

Anneanne olmadan anneannelik hakkında ne söyleyebilirim ki!? Ancak anneannemi, çocuklarımın anneannesini ve benden önce anneanne olan yaşıtlarımın anneanneliği üzerine birkaç gözlemden başka.

Anneannemde bir torun olarak ilk fark ettiğim şey arkadaşca bir anneanne oluşu. Onunla bilardo da oynayabilirsiniz, oturup elişi de yapabilirsiniz, mukabeleye de gidebilirsiniz. Annemin anneanneliği ise biraz daha mesaj kaygılı. Çok okuyan, sohbetlere katılarak dini yönünü kuvvetlendiren, Ezan, Namaz ve Kuran’ ı dini hikayelerle, kıssalarla torunlarına onların anlayabileceği dille aktaran bir anneanne. Torunlarının bilirkişisi!

Arkadaşlarımın anneanneliğine gelince artık onların başka bir boyuta geçtiklerini, konularımızın farklılaştığını görüyorum. Ve benim anneanne olmadan onlarla konuşup anlaşabilmemin artık pek mümkün olmayacağını. Onlar her karşılaşmamızda, yüzlerinde kocaman bir anneanne tebessümü ile torunlarını anlatırlarken boş bakışlarımı nereye çevireceğimi bilemiyorum. Hepsinde gördüğüm ortak nokta ise yüzde yüz torunlarından yana aldıkları ve hiç saklama gereği duymadıkları sevgi dolu tavırları.

Ve beklenen haber geldi. Kızım mart ayı sonuna doğru “Anne” olacak. Yetmiyormuş gibi beni de “Anneanne” yapacak:))

Haberi ilk duyan aile üyelerinden biri olarak doğrusu öncelikle olaya yakın olmaktan çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Paylaşılabilecek ve paylaştıkça çoğalacak daha başka bir şey yok bir bebek müjdesinden. Aile içinde alınabilecek haberlerin en güzelini duyduğunuz andan itibaren, yılların tükettiği hayat depolarınıza taptaze bir enerji dolduğunu hissediyorsunuz. Gerçekten de “Doğan her bebeğin Allah’ ın c.c dünyadan ve insandan ümidini kesmediğine” dair söylenen sözün doğruluğunu tüm varlığınızla onaylıyorsunuz.

Bununla beraber kendi çocuklarınızı doğururken hissetmediğiniz şeyleri daha doğrusu annenizin o günlerde neler hissettiğini çok iyi anlıyorsunuz. Kendi çocuğunuzu doğurmanın, çocuğunuzun doğurmasından kesinlikle daha kolay olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Belki de torun sevgisinin ikiye katlandığı nokta tam da bu noktadır.

Her annenin kızı için aynı şeyi hissettiğini düşünmüşümdür her zaman. Günü gelip, anne adayı olduğunda çekeceği doğum sancılarını düşünerek üzülmeye başladığım an, doğumdan sonra kızımın kundaklar içerisinde kucağıma verildiği o andı. Şimdi o da bir kız bebek bekliyor. Ben kızımın kızı için neler hissedeceğini çok iyi bilmeme rağmen, kendimin bir anneanne olarak kızımın kızı için neler hissedeceğimi hiç bilemiyorum. Bu durum beni biraz tedirgin etmekle beraber, tatlı tatlı da heyecanlandırıyor. Çok uzaklardan gelen, çok seveceğim bir misafiri sabırsızlıkla beklemekteyim.

Anneannelik ile ilgili bazı yazılar okuyorum. Anneanne olmuş kadınlar taze anneanne adaylarına yapmamaları gereken davranışlardan bahsediyorlar. Hepsini torunum doğduğunda anneannelik pratiği yaparken daha iyi anlayıp değerlendireceğimi düşünerek okuyorum, okuyorum… İnşallah O’ nu kucağıma aldığımda herşeyi unutmam. Ama anladığım kadarıyla bir “Anneanne” olarak buna bir parçacık hakkım var:))

Yaşasın Anneannelik:))


21 Şubat 2011 Pazartesi

Yasemin' de

Yasemin' de minik oğlu Kuzey' in meraklı zeytin karası bakışları arasında oturmuş çaylarımızı yudumlarken Ahsen telefon açtı. Nst yaptırdıklarını bebeğin 2.5 kilo olduğunu söyledi. Biz de tam Ahsen' den konuşuyorduk Yasemin' in doğum macerası da bambaşka. Kocası daha doğuma iki hafta var düşüncesiyle il dışına gitmiş iş için. Sezaryenla doğurmaya karar vermişler aslında. Ama bebek erken yola çıkınca komşusu onu hastahaneye götürmüş ve normal doğum yapmış. Çok memnun normal doğum yaptığı için. Ağrısı belinden başlamış. Ahsen' e telefondan kısaca anlattım. Her kadının ayrı bir doğum hikayesi var. Bakalım Ahsen' in ki nasıl gelişecek. İnşallah her şey yolunda gider. Şimdiye kadar gittiği gibi.


Ahsen: " - Bebiş çok şeker. Bugun yüzünü gördüm iyice. "

10 Şubat 2011 Perşembe

Kavuniçi

Ordu' ya yeni açılan toys & kids ' den yatakları gittim gördüm. Resimlerini çekip Ahsen' e gönderdim. Kavuniçi olanı beğendiler.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Oyuncaklı Park Yatak

Messenger üzerinden bebek yatağı konusunu konuştuk enine boyuna Ahsen anne ile. Yarın çıkıp biraz fiat ve model araştırması yapacağım. Oyuncaklı park yatak modelin adı. Bu arada Sebahattin dede Ankara yolunda.

8 Şubat 2011 Salı

Dilara Dilara Dilara

Dilara... Şu ana kadar babasının kızına  koymayı düşündüğü isim.
Kökeni; Farsça
Anlamı; Gönül alan, gönül kapan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren ve bir de bugün elde örneği olmayan eski Türk mürekkep makamlarından biri imiş.

Muhammet baba kızını "Dilara" diye seviyormuş. Ben de alıştım ve sevdim "Dilara" ismini. Sülalede duyulmamış bir isim olacak eğer değiştirmezlerse.

Bu arada Erol Evgin torunumun şarkısını yıllar önceden bestelemiş bile çoktan:)
"Dilara Dilara Dilara
Biz hep seni sevdik Dilara"


"Dilara" ile tanışmamıza haftalar kaldı.
Hayırlısı ile inşaallah...






7 Şubat 2011 Pazartesi

Doktorla görüşme

"-Anne bebişi görduk bugun hastanedeydik kontrole gittik keyfi iyi şükür 2.250 gr olmuş
-Maşallah 
-Her şey iyi dedi normal dogum dedi, bi tek eşiniz girebilir dedi
-Anneleri almıyolar demek
-Dogum zaten kısa sürüyor dedi
-Öyle doğru
-Doğum 10 dk suruyor dedi ondan öncesinde suni sancı veriyolar heralde o sırada bi kaç saat geçiyor
o süreçte anne felan durabiliyor ama dogum haneye giremiyor bi eş gelebilirmiş Muhammet hemen yok diyo olmaz diyo doktora:) ben dayanamam pek diyor neyse önemli olan o süreçte beni rahatlatırsınız yeter"

E-biraz heyecanlıyız:)

31 Ocak 2011 Pazartesi

Animasyon meselesi

Doğuma haftalar kaldı. Ankara karlar altında. Kış geldi. Ahsen anne bu sabah arkadaşına kahvaltıya gidecekti ama sabah ayaz ve yerler buz olduğundan gidememiş. Emre' ye animasyonlar gönderiyordum msn üzerinden. Ahsen anne "Torununa " da gönderirsin dedi. İnşallah. Sebahattin Dede bu akşam ilk defa orduluların karşısına çıktı partisinin programını anlattı il başkanı olarak. Merve teyze 12 şubatta İstanbul a gidebilme planları yapmakla meşgul. "Günler gelip geçmekte, kuşlar gibi uçmakta" kısacası.
 

17 Ocak 2011 Pazartesi

Ya pişik olursa!

- Anne, bebeğin poposunu zeytinyağı ile silin diyor bir cildiyeci tanıdık var. Sen biliyor musun? Pişik olmuyormuş o zaman. Krem yerine onu sürüyormuş. Önce yağı biraz tavada ısıtıyormuş sonra soğutup kullanıyorlarmış. Islak mendil sürme diyorlar. Alkollü ya. Pamuk ve suyla sil diyorlar. Kızımın poposu için zeytinyağı alırız artık:)
- Pişik olmaması için elimizde sihirli bir formül var merak etme sen. 
- :) Neymiş o?
- Yağmur bebeğin poposunda denenmiş. Hiç pişik olmamış. İnci teyzenden tarif. Zeytinyağı asitli olduğu için o da iyi değilmiş. Zeytinyağının asidini alan bir yöntem var. Onu hazırlayacağız.
- İşte tavada yakmak değil mi o yöntem?
-Tam olarak değil. Bir bardak zeytinyağında bir dilim ekmek iyice kızartılacakmış. Ekmek yağın asidini alıyormuş.


Yukarıdaki konuşma Ahsen' le aramızda geçti bugün messenger üzerinden. Konularımız aynı. Dersimiz farklı yalnız. O "annelik", ben "anneannelik" dersine çalışıyoruz:)



12 Ocak 2011 Çarşamba

"Hayırdır Muhammet!"

Bugün dolmuşla eve gelirken cep telefonumdan Muhammet aradı. Ahsen sanarak baktım. Genellikle Muhammet in telefonundan arar beni. Muhammet in sesini duyunca hafif endişelendim. Günün bu saatinde aramazdı çünkü. Hayırdır Muhammet! deyince o da anladı endişemi. Meğer Merve msn den onu görüp beni aramasını söylemiş. Telefonu aramalara kapandığı için benim çağrılarıma dönemediğinden eniştesinden beni arayıp söylemesini istemiş. Aklıma erken doğum filan geldi( Allah c.c korusun) ne yalan söyleyeyim.

9 Ocak 2011 Pazar

3 Gün Ankara

Doğum mart sonuna doğru olacak. Şubat 20 sinde gideceğim asıl ama ben o zamana kadar 3 günlüğüne bir kaçamak yaptım Ankara' ya. Merve ve Ahsen ile iyi vakit geçirdik o süre içinde. Sebahattin de o sırada Adapazarında siyasi işleri ile meşguldü. Ahsen' in keyfi önceki durumuna göre daha iyiydi. Bebeğe sarı bir zıbın takım aldık. Alışverişte aşırıya kaçmamaya çok özen gösteriyor çocuklar.

Bu arada Ahmet, dayı olacağı günlere az kala ticari işlerine ve  Banu' nun kitap- cafe çalıştırıcılığının yanısıra birlikte tiyatro faaliyetlerine iyice dalmış durumdalar. Başlarını kaşıyacak zamanları yok neredeyse.

Bugün biraz lohusa yemekleri ile ilgili sitelere baktım. Anneanne cephesinde her şey kontrol altında yani.

3 Ocak 2011 Pazartesi

merve teyze

Merve cumartesi akşamından beri Ankara' da. İzmir' den ablasının yanına geçti.O da teyze olmaya hazırlanıyor.

Anneanne olmaya doğru


Bu blogu torunum için açtım. Kız olacağını öğrendik. İsmini babası koyacak. Henüz bir karara varmış değil o da.Kızına en güzel ve en anlamlı ismi bulacak kolay değil tabii.

Mart ayının sonuna doğru dünyaya teşrif edecek kızımız  inşallah.O gelene kadar bazı ihtiyaçlarını hazırlamaya başladık.Her şey pembe. Bugün bir dükkanda seten örtülerle süslenmiş bir bebek sepeti gördüm. Aynı zamanda beşik gibi de sallanabiliyordu.Yarın tekrar oraya giderek resimlerini çekip Ahsen e göstermeyi düşünüyorum.Beğenirse ilk 6-7 ay kullanmak için ideal bir sepete benziyor.

Bu arada Ahsen le Muhammet bebekleri için ilk büyük alışverişlerini yaptıklarını söylediler bana telefonda. Ahsen aldıklarını bir valizde toplamayı düşünüyor.

Hafta sonunda Türkan hanımla Hüseyin bey çocukların yanında kalmaya gidecekler.Fatsa' daki Bebe eşyaları satan akrabalarından Anakucağı, Havlu ve Battaniye siparişi vermiş Ahsen.İlk etapta alınacak şeyler bunlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse yeni doğum yapacak anne adaylarına ve bebeklere ait ne görürsem almak istiyorum.Bugün vitrinde Polar bir sabahlık görünce onu hemen Ahsen' in üzerinde düşündüm mesela.